|
|
|

BASKI
|
 |
|
Ofset Baskı
Tekniği
Ofset baskı aynı zamanda bir düz baskı sistemidir. Dilimize
İngilizce OFF-SET kelimesinden geçmiştir. Matbaacılıkta "Boyanın
kâğıttan önce kauçuk üzerine oturması" anlamında kullanılır.
Baskı teknikleri arasında en yenisi, ofset baskı tekniğidir. Bu
teknik, Alois Senefelder'in 1799'da bulduğu litografik baskı
(taş baskı) tekniğinin rafine edilmiş biçimidir.
Litografi tekniği, su ile yağın birbirleriyle karışmaması
ilkesine dayanır. Basılması istenen imge, yağ esaslı bir
mürekkep ile yüzeyi düzeltilmiş kireçtaşı üzerine çizilir. Daha
sonra bir sünger yardımıyla su, arapzamkı ve asitten oluşan bir
çözelti yüzeye uygulanır. Bu çözelti, imgenin bulunmadığı yağsız
yüzeyler tarafından emilirken, imgeyi oluşturan yağ esaslı
bölgeler tarafından reddedilir. Taş yüzeyine merdaneyle mürekkep
verildiğinde ise bunun tam tersi gerçekleşir. Bu kez, bünyesinde
yağ bulunan mürekkep, imgeyi oluşturan yüzeyler tarafından kabul
edilirken, imgenin yer almadığı yağsız yüzeyler tarafından
reddedilir. Mürekkeplenen taşın üzerine kâğıt konur ve imge, bir
pres yardımıyla kâğıt üzerine aktarılır.
Ofset baskı kalıbının hazırlanmasındaki ilk aşama;
orijinallerden elde edilen çizgisel ve yarım-ton pozitif
filmlerin tasarımdaki konumlarına uygun olarak bir araya
getirilmesi, yani montajıdır. Montaj aşamasında, basılacak işle
ilgili en son düzeltmelerin yapılabilmesi amacıyla "Ozalit
Kopya" hazırlanır. Ozalit kopya, astrolon üzerine hazırlanan
montajdan alınır. Yazı, fotoğraf, illüstrasyon gibi bütün
çizgisel ve yarım-ton unsurlar, ozalit üzerinde gerçek baskıya
oldukça yakın bir görüntü oluştururlar. Gerekli düzeltmelerden
sonra, hazırlanan montaj astrolonundan fotografik yöntemlerle
baskı kalıbı üretilir. Alüminyum, paslanmaz çelik ya da özel
olarak hazırlanmış kâğıtlardan yapılan baskı kalıbının üzeri
fotoğraf kağıtlarının üzerinde bulunan emülsiyona benzeyen ışığa
duyarlı bir madde ile kaplıdır. Montaj astrolonu, kalıpla üst
üste gelecek biçimde kopyalama makinesine yerleştirilir ve
aralarındaki hava vakumla boşaltılır. Montaj filminin bütün
yüzeyi kalıba çakıştırıldıktan sonra, güçlü bir ışık kaynağı ile
pozlandırma işlemine geçilir. Pozlanan kalıp daha sonra elle ya
da otomatik makinelerle banyo edilir. Banyonun içindeki kimyasal
maddeler, ışık alan bölgelerdeki emülsiyon tabakasını çözer.
Özenli bir biçimde temizlenip, basınçlı su ile yıkanan kalıp
yüzeyinde baskıya girecek bütün unsurlar kolayca algılanabilir.
Özel kimyasal maddelerle gerekli rötuşlar yapıldıktan sonra
kalıp baskıya hazır hale getirilir. Bütün bu işlemler sonucunda;
kalıp yüzeyinde basılacak bölümler suyu reddedip mürekkebi kabul
eden, diğer bölümler ise suyu kabul edip, mürekkebi reddeden bir
yapıya kavuşur.
Ofset baskıda kalıptaki düz "şekiller" kauçuğa ters olarak
basılır. Kauçuktaki ters şekiller kâğıda düz olarak geçerler.
Kauçuk yumuşak olduğu için hem kâğıdı zedelemez ve hem de tüm
detayların kâğıda geçmesine katkıda bulunur.
1905 yılında Amerikalı RUBEL, taş baskıyı geliştirme amacıyla
rotatif bir makine üstünde çalışırken tesadüfen ofset baskıyı
bulmuştur. 1907 yılında Batı Almanya'da CASPAR HERMANN, ilk
tabaka ofset ve rotatif ofset makine planlarını üç silindir
sistemine göre hazırlamıştır. VOMAG,
M.A.N. ve FRANKKENTHAL gibi Alman fabrikaları 1. Dünya savaşına
kadar bu planlar uyarınca tabaka ve rotatif ofset baskı
makinelerini imal ettiler. Ancak savaş çıkınca bu yöndeki
gelişmeler durdu. Savaştan sonra çalışmalara yeniden başlandı.
1930 yıllarında makinelerin baskı hızı saatte 3000'e ulaştı.
Bundan sonraki araştırmalar, makinelerin baskı hızını daha da
arttırmak, emniyet ve kalite seviyesini yükseltmek amacına
yönelik olmuştur.
Ofset baskı sisteminin bulunduğu yıllarda albümin kalıp kopya
metodu ile çalışılmaktaydı. Henüz film icat edilmediği için, cam
negatif plakalardan çinkoya kopya alınırdı. 2. Dünya savaşından
sonra reprodüksiyon filmi imalatı ve buna paralel olarak pozitif
kalıp kopya sistemi geliştirildi ve yaygınlaştı. Kalıpların daha
ince grenlenmesi, baskı makinelerin daha hassas çalışması, ofset
baskı sisteminin kalitesini ve önemini artırmıştır. Günümüzde
hemen hemen bütün gazeteler, dergiler, kitaplar vb. ofset
tekniğiyle basılmaktadır.
Ofset Baskı Tekniğinde Kullanılan
Presler
Ofset baskı preslerinde üç silindir bulunur : Baskı kalıbını
taşıyan "kalıp silindiri", basılacak imgeyi kalıp silindirinden
kağıda aktaran ve genellikle kauçuktan yapılan "blanket
silindiri", kağıdı blanket silindirine sıkıştıran "baskı
silindiri".
Pres çalışmaya başladığında, kalıp silindirinde bulunan kalıp
ilk olarak nemlendirici silindirlerden geçerken hazne suyu ile
ıslanır. Hazne suyu; kalıbın yüzeyinde imgenin bulunmadığı,
baskıya girmeyen yüzeyleri kapatırken, baskıya giren bölgeler
tarafından reddedilir. Kalıp silindiri, ikinci aşamada mürekkep
silindirleri ile karşılaşır. Bünyesinde yağ bulunan mürekkep,
sulu çözelti ile kaplanmış yüzeylere bulaşmaz; sadece imgenin
bulunduğu bölgeler tarafından kabul edilir. Mürekkeplenen
imgeler, daha sonra kauçuk blanket silindirine geçirilir.
Blanket silindiri üzerindeki görüntü, son aşamada kâğıda
aktarılır.
Ofset baskıda kullanılan kalıbın çok hassas olması ve kâğıt
yüzeyinin kalıbı çabucak yıpratması nedeniyle, kalıptan kâğıda
doğrudan baskı yapılamamaktadır. Bu nedenle arada basılacak
imgeyi aktaran kauçuk bir silindir kullanılmaktadır. Kauçuk
blanket silindiri, baskı kalıbının ömrünü uzatmasının yanı sıra,
kağıdı daha fazla sıkıştırılabildiğinden, düşük kalitedeki
kağıtlar bile oldukça iyi baskı sonuçları alınabilmektedir.
Ofset baskıyı tabaka ofset ve rulo ofset olarak ikiye ayırmamız
gerekir. Tabaka ofset, adından da anlaşılacağı gibi kesilmiş
tabaka kâğıtlara baskı yapma işlemidir. Rulo ofsette ise bobin
kâğıtlara baskı yapılır.
Nemlendirme
ünitelerinde genellikle 5 çeşit merdane sistemi uygulanmaktadır.
Bunlar;
1- Dahlgreen :
Alkollü hazne suyu, hazne içinde düşük turda çalışan geniş çaplı
silindir ( Duktor ) tarafından, kalıpla temas halindeki ilk boya
verici merdaneye gönderilir. Duktordaki fazla sular sıkıcı
merdane tarafından hazneye akıtılır.
2- Miehle - Matic :
Klasik nemlendirme sisteminde olduğu gibi duktordan transport
silindiri vasıtası ile alınan alkollü su, geniş çaplı verici su
merdanesi tarafından doğrudan doğruya kalıba sürülür.
3- Dampen - Orr
: Transport
merdanesi mevcut değildir. Duktordan direkt verici su
merdanesine aktarılan su, buradan kalıba ulaşır. Verici su
merdanesi, yumuşak kauçuktan yapılmıştır ve her iki kenarındaki
kauçuk kızaklar, kalıp kazanının kızakları ile bitişiktir. Bu
durum güvenli su aktarımına yardımcı olur.
4-
Roland - Autodamp :
Alman "Roland" firması tarafından sipariş üzerine yapılır. Bu
sistemde Dampen-Orr sisteminde olduğu gibi bir tek kauçuk su
verici merdane vardır. Diğer merdanelerden daha uzundur ve kalıp
kazanına daha iyi uyum sağlar.Baskı durdurulduğu zaman su verici
merdane çalışmaya devam eder. Transport merdanesi otomatikman
yarım tur ile çalışmaya başlar, yani yarı yarıya daha seyrek su
aktarır.
5- Rotaprint Hydra-Color sistemi :
Rotaprint firması tarafından özel sipariş üzerine yapılır. Bu
sistemde Rota-Fluid denilen gliserinli bir eriyik direkt, kalıba
boya süren merdanelere aktarılır.
Baskı Öncesi Yapılması Gereken
Ayarlar ve Baskı Kontrolü
1- Kalıp, kazana, germe çubuğu vasıtası ile takılır ve
vidalanır. Ayar rehberi, kalıbın düzgün ve ortalıklı
takılmasında yardımcı olur.
2- Kâğıt, havalandırılarak asansöre
yerleştirilir. Havalandırmanın amacı, kâğıt kenarlarının
birbirine yapışmasını önlemektir
3- Mürekkep mümkün olduğu kadar
kutudan alındığı gibi kullanılmalıdır. İlave gerekiyorsa, bir
pleyt üstünde veya duruma göre boya haznesinde spatula ile iyice
karıştırılır. Mürekkebin rengi, baskı orijinaline, inceliği de
kâğıda uygun olmalıdır. Kalıptaki şekillerin durumuna ve
hizalarına göre, mürekkep ayar vidalarıyla boya akış ayarı
yapılır.
4- Kâğıt, boya ve kalıbın cinsine
göre boya ve su merdaneleri ve bunların kalıpla temas durumları
kontrol edilir.
5- Emici kafa, kâğıdın
özelliklerine göre hassas şekilde ayarlanır, vakum lastikleri
düzenlenir ve kontrolden geçirilir.
6- Kâğıtları tabla üstünde teker
teker gönderen transport makaraların basınçları, siperler,
makaslar ve çift kâğıt kontrol elemanları birer birer gözden
geçirilir ve gerekli düzenlemeler yapılır
7- Basılan kâğıtların, tek renkli
makinelerde istife, çok renkli makinelerde 2. baskı ünitesine
gönderilmesi için gerekli ayarlar yapılır.
Ayarların doğru ve eksiksiz olup olmadığını kontrol etmek için;
Öncelikle kağıt, mürekkep ünitesi çalıştırılmadan boş olarak
makineden geçirilir. Daha sonra yıkanmış ve su verilmiş olan
kalıba mürekkep merdaneleri vasıtasıyla mürekkep verilir ve
deneme baskısı yapılır.
Makineden çıkan kâğıtlar üzerinde gerekli renk tonu, boya
dağılımı, resimlerin duruşu, montaj hataları, kayma, çiftleme,
ve her türlü ayar bozuklukları hassas şekilde tetkik edilir ve
esas baskıya başlanır.
Esas baskının başlangıcından bitimine kadar baskıcının dikkat
etmesi gereken hususlar ise; Renk tonunun aynı kalması, ayarlı
baskının bozulmaması, basılan işin temizliği, makinenin doğru
olarak çalışması, kâğıdın daima düzgün gitmesi ve Mürekkep -Su
dengesinin sürdürülmesidir.
Rotatif Ofset
Baskı Sistemi (Web Ofset)
Rotatif ofset baskı sisteminde bobin kâğıtlar kullanılır, çift
taraflı baskı yapılır ve kâğıt yine bobin olarak makineyi terk
eder veya makinenin çıkış kısmında kırma katlama ünitesi
mevcutsa katlanarak sayılır ve istif edilir. 1912 yılında Caspar
Hermann (VOMAG) ilk rotatif ofset makinelerini üretmeye
başlamıştır.
Bu sistem yüksek tirajlı gazete, kitap, dergi, katalog, telefon
rehberi, broşür gibi işlerin basımı için çok uygundur. Ülkemizde
ilk rotatif ofset baskı makinesi 1963 yılında gazete basımı için
çalışmaya başlamış ve zamanla belli başlı gazeteler de bu
sistemi benimsemişlerdir.
Bu
makinelerde çoğunlukla, kauçuk kauçuğa (Blanket - blankete)
baskı sistemi uygulanmaktadır. İki kauçuk silindir arasından
kâğıt geçer ve bu geçiş sırasında ön ve arka baskısı yapılır.
Kauçuk kazanları, birer kalıp kazanı ile temas halindedir.
Bu makinelerin
silindir sistemleri genellikle 3 tipte karşımıza çıkar :
Üç silindir
sistemi :
Her baskı ünitesinde ayrı bir baskı kazanı mevcuttur. Bu
makineler kâğıdın bir yüzüne baskı yapar.
Beş silindir
sistemi :
İki kauçuk kazanın ortasında bir baskı kazanı bulunur. Bu
sistemle çift renk ön veya arka baskı yapılır. Ancak kağıt yolu
uzatılmış olacağı için artık pek fazla kullanılmamaktadır.
Satelit sistem :
Dört kalıp ve kauçuk kazan üniteleri büyük bir baskı kazanı
etrafında toplanır. İki ünitenin birleşimi ile dört renk ön-arka
baskı yapılmış olur. Bu sistemle çok iyi ayar hassasiyeti
sağlanır.
Rotatif Ofset
Baskı Makinelerinin Ana Üniteleri
1- Bobin
ünitesi :
Makinenin cins ve kapasitesine göre tek, çift veya üç bobin
kapasitelidir. Bobinin biri biterken, diğeri otomatik olarak
boşalan bobine, yapıştırılarak bağlanır. Bunun için makinenin
durdurulmasına gerek yoktur.
2- Klima
ünitesi :
Bobin teşkilatının hemen yanında yer alır. Bobinden çıkan kâğıt,
üst ve altta dizilmiş olan bir seri merdaneler arasından ondüle
biçiminde inip çıkarak zikzaklar meydana getirir. Böylece
baskıya girmeden önce bobin kâğıdının 30 - 40 metrelik bir
bölümü havalandırılmış olur. Baskı için kondisyon kazanır. Bu
arada tozları temizlenmiş olur. Ayrıca kağıttaki statik elektrik
de boşaltılır
3- Gergi
ünitesi :
Baskı kondisyonu kazanmış olan kâğıt bu ünitede gerekli
gerginliği, yine birçok merdane arasından geçerken kazanır.
Merdaneler hareketli olduğu için, herhangi bir gevşeme söz
konusu olunca derhal harekete geçer. Kâğıdın standart
gerginliğini ve ayarlı baskı için kâğıdın daima tam ortadan
akmasını sağlar.
4- Baskı
üniteleri :
İki yan duvarın iç kısmına yerleştirilmiş olan kalıp ve kauçuk
kazanları ve bunlara bağlı mürekkep-su merdane topluluklarından
oluşur. Bazı baskı üniteleri dikey bir kibrit kutusu biçiminde
olurken, bazıları köprü şeklindedir. Her bir ünite asgari iki,
azami dört renk baskı yapar. Bu makinelerde baskı ünitelerinden
bir çoğu yan yana dizilidir ve gergi ünitesinden gelen kâğıtlar
sıra ile bu baskı ünitelerinde ön ve arka yüzleri basılarak
geçerler. Kauçuklar, kazana iki kenarından gerilerek takılır.
Böylece yüksek hızda dönen kauçuk kazanı düzgün baskı yapar.
Kauçuk kazanlar, kızaklar üzerinde hareket ederler.
a) Mürekkep
ünitesi
: Birkaç sentetik kaplama çelik vargel ve bir o kadar da
kauçuk vargel, boyanın ezilmesini sağlarlar. Bunların çapları
değişiktir. Çelik vargellerin içindeki soğutucular, mürekkep
ünitesindeki ısınmayı önler. Aksi halde çok hızlı dönen
silindirler, aşırı derecede ısındığı için, çabuk kuruma
özelliğinde olan mürekkep, merdane üzerinde kuruyabilir. Kalıp
ile temas halindeki verici mürekkep merdaneleri iki veya üç
adettir. Bu merdanelerin çapları değişiktir. Hassas ayarları el
ile yapılır. Kalıba temas ettirilmesi veya kalıptan çekilmesi
merkezi kumanda tablasından otomatik veya hidrolik olarak
yapılır. Mürekkep haznesi içindeki ana verici silindirin, hızı
ayarlanabilir. Burada mürekkebi alarak vargellere veren mürekkep
silindiri bu işi ileri-geri hareket ederek yapmaz. Çünkü bu tür
taşıma sistemi tabaka ofsete has bir sistemdir ve hızı düşürdüğü
için baskı hızı çok yüksek olan veb ofsete uygun değildir. Bu
bakımdan ana verici silindirle, mürekkep taşıyıcı silindir,
vargeller ve diğer merdaneler birbirleriyle bitişik olarak
çalışırlar.
b) Nemlendirme
Ünitesi
: Hazne, hazne içinde dönen verici su silindiri, taşıyıcı
silindir ve kalıba su verici merdaneden oluşur. Taşıma silindiri
ileri geri hareket etmez. Diğer silindirlerle sürekli irtibat
halindedir. Çünkü veblerin sürati çok yüksektir ve gidiş
gelişler bu sürate ayak uyduramaz. Püskürtme Sistemi : Haznedeki
su, ezici veya inceltici silindirin üzerine eşit yoğunlukta
püskürtülür. Bu silindir, suyu kalıpla temas halindeki merdaneye
aktarır. Avantajı basit ve kolay uygulanabilmesidir.
En önemlisi ise kâğıdın toz ve pisliğinin hazneye gelip suyu
kirletmemesidir.
Dahlgren
Sistemi :
Bu sistemde su, ya hazne içindeki ana su silindiri ile ezici
silindire verilir veya püskürtme yapılır. Su verici merdanenin
hem suyu, hem de mürekkebi kalıba vermek gibi iki görevi vardır.
Çünkü burada bütün boya ve su merdaneleri birbirleriyle temas
halindedir. Kullanılan hazne suyunda önemli ölçüde alkol
mevcuttur. Alkolün uçarak mürekkebi çabuk kurutma, kâğıdın
açmasını önlemek gibi görevlerden başka daha yumuşak mürekkep
kullanımına imkan sağlama gibi bir özelliği vardır. Bu özellik
gazete kâğıdı gibi kötü kaliteli kâğıtlarla iyi sonuç alınması
için önemlidir.
5) Kağıt yakalama
ünitesi
: Web ofsette, baskı, esnasında kâğıt koparsa makineler
hemen otomatik olarak durur. Ancak kâğıtların bir bölümü
kazanlar arasında sıkışıp birikimlere yol açabilir. Kâğıt,
kurutma veya katlama bölümünde koparsa, baskı ünitelerinin
sonundaki kâğıt yakalama ünitesi tarafından otomatikman tutulur.
Böylece fersude birikimi önlenmiş olur
6) Kurutma
ünitesi
: Baskıdan çıkan kâğıt kurutma ünitesinden, kuruyarak
geçer. Kurutma, çeşitli usullerle yapılır. a) Gaz alevi ile
kurutma (en iyi sonucu verir) b) Sıcak hava ile kurutma c) Gaz
alevi-sıcak hava sirkülasyonu ile kurutma d) Ultraviyole
ışınları - Gaz alevi ile kurutma e) Ultraviyole ışınları ile
kurutma. Kâğıdın fırından geçişi makinenin baskı sürati kadar
çabuk olur. Aksi halde kâğıt fırında kavrulur. Kurutma
ünitesinde kuruyan boya sertleşir, parlaklık kazanır. Böylelikle
kâğıdın katlama ünitesinde katlanması kolaylaşmış olur. Kurutma
ünitesi iyi cins ve komple teşkilatlı veb ofset makinelerinde
bulunur. Basit makinelerde basılan gazete kâğıtlarında boyanın
kuruması, yalnızca boyanın kâğıt içinde derinlemesine yayılması
ile ve havanın yardımı ile olur. Kurutma fırınından çıkan kâğıt
bir grup soğutma silindirinden geçerek normal ısıya kavuşur.
Silindirler geniş çaplıdır ve içlerinden soğuk su geçerek
silindir yüzeylerini soğuturlar.
7) Katlama ve
kesim ünitesi
: Soğutucu silindirlerden geçen kâğıt bir dizi silindir
arasından daha geçerek tam merkeze gelecek şekilde yönlendirilir
ve atlama ünitesinde diğer rulolarla birleşir, katlanır, kesilir
ve istif asansörü vasıtası ile paketlenmeye gönderilir. Katlama
ünitesi kendine has özellikleri olan, makine içinde ayarlı bir
makinedir. Katlamalar haç, paralel veya zik-zak katlama şeklinde
olabilir. Haç katlama huni şeklindedir. Diğerleri ise cep
biçimindedir. Katlama ünitesinin veb ofsette önemi büyüktür.
Ofset Mürekkebi
Bir
mürekkebin ofset mürekkebi olarak vasıflandırılması için belli
bir akışkanlık özelliğinde olması gerekir. Mürekkebin akışkanlık
özelliklerini anlatmak için genellikle Tiksotropi ve Yapışkanlık
terimleri kullanılır.
Durgun haldeki ofset mürekkebi çok kalın olmasına rağmen,
karıştırılınca akmaya başlar. Mürekkep karıştırıldıktan sonra
kendi haline bırakılırsa bir müddet sonra yeniden kalınlaştığı
görülür. "Tiksotropi" mürekkebin bu özelliğine verilen addır.
Yapışkanlık ise mürekkebin ayrılmaya karşı gösterdiği direnç
olarak tarif edilir. Mürekkebin hazneden çıkıp merdaneler
vasıtasıyla kalıba oradan da kauçuğa ve son olarak baskı
yüzeyine transferinin sağlanması için mürekkep tabakasının her
bir merdanede ortasından bölünmesi lazımdır. Bu olayı
sağlayan mürekkebin yapışkanlık dediğimiz özelliğidir.
Yapı olarak, bir ofset mürekkebi renk veren maddenin bağlayıcı
içinde birleşik halidir. Renk veren madde dediğimiz pigment
mürekkebe rengini vermesinin yanında, basılan mürekkep filminin
transparan veya örtücü oluşunu da tayin eder. Bağlayıcı ise hem
renk veren maddeyi taşır, hem de mürekkebin merdanelerde
yayılmasını ve kalıba muntazam bir şekilde transferini sağlar.
Fakat bağlayıcının görevi burada bitmemektedir. Kâğıda transfer
olan mürekkep tabakası içindeki renk veren maddenin kâğıt
yüzeyine tutunabilmesi için, sıvı durumda olan bağlayıcının katı
duruma geçmesi gerekmektedir. Kuruma dediğimiz bu olay mürekkep
tabakasının kauçuktan kâğıda transfer olmasıyla başlamaktadır. O
anda bağlayıcının bir kısmı kâğıt tarafından emilir ki bu olaya
"yerleşme" denir.
Ve
daha sonra kâğıt üzerindeki mürekkep filmi, havanın oksijenini
alarak, kurumaya başlar. Ofset mürekkebinin diğer mürekkeplerden
en önemli farkı su ile birlikte çalışmak zorunda oluşudur. Bu
yüzden ofset mürekkebinin suya karşı davranışının tam bir uyum
içinde olması gereklidir. Baskıya geçtikten bir müddet sonra
Su
- Mürekkep dengesi oluşmalıdır. İyi bir ofset mürekkebi baskı
anında % 10 - 20 oranında suyu bünyesine alır. Fakat bu miktar
sabit tutulamazsa, mürekkep bünyesine devamlı su alırsa, bu
denge bozulur ve bunun sonucunda ton tutma, kirlenme ve çürüme
gibi problemler ortaya çıkar.
Mürekkep seçimi yada yanlış kullanımlardan dolayı oluşabilecek
problemlerle karşılaşılması olası bir ihtimaldir.
Bu durumlarda
baskıdan sorumlu kişinin bazı basit noktaları gözden kaçırmaması
gerekir :
1. Mürekkepler bilindiği üzere DiN-
Kodak yada Avrupa skala gibi standartlarda üretilmektedir. Her
skalanın kendine göre renk şiddeti farklıdır. Bu farkı doğuran
üretici firmaların kullanmış oldukları katkı maddeleri ve
pigmentlerden kaynaklanmaktadır. Bu durum göz önüne alınırsa,
özellikle trikromi baskılarda baskıya hangi marka mürekkeple
giriliyorsa aynı markanın trikromi serisi kullanılmasına dikkat
edilmelidir. Aksi halde her marka mürekkebin kuruma süresi ve
renk şiddeti farklı olacağından baskı bitiminde basılan işin
orijinale uygun olması söz konusu olamaz.
2. Ofset mürekkepleri üretimleri
sırasında su ile temas halinde olacakları göz önüne alınarak
suya karşı dayanıklı olacak şekilde imal edilirler. Yani
mürekkep ideal oranlarda suyla temas ettiğinde çürüme yapmaz. Bu
yüzden Tipo baskı için üretilmiş bir mürekkep ofset baskıda
kullanılmamalıdır. Çünkü Tipo baskı mürekkepleri, ofset baskı
mürekkeplerine oranla viskozitesi yüksektir ve suya dayanıklı
değildirler.
3. Bu faktörlerin yanı sıra
mürekkepler kuruma özelliklerine göre bazı kodlarla belirtildiği
üzere kuruma zamanları farklı üretilirler. Kodları farklı
mürekkep serileri ve bu kodların ifadeleri şöyledir :
OB
= Çok çabuk kurumayan makinenin üzerinde 2 yada 3 gün kalması
halinde bile merdanelerde kurumayan seri. Bu seri mürekkepler
baskı materyali üzerinde de geç kururlar.
AS
= OB' ye oranlara daha çabuk kuruyan ve merdanelerde kuruması
daha kısa süre alan seri.
Anında kuruyan yani baskı materyali üzerinde çok çabuk kuruyan
mürekkepler, yani trikromi mürekkepler ANKUR dur. Bu tip
mürekkepler baskı bittikten sonra hemen makinenin yıkanması
suretiyle merdanelerden temizlenmelidir.
Ofset Hazne Suyu ve pH Kavramı
Ofset baskıda işsiz alanların mürekkep almaması için bu yerlerin
nemlendirilmesi şarttır. Bu görevi yerine getiren hazne suyu,
genellikle zamk, fosforik asit, amonyum bikromat gibi kimyasal
maddelerin su içindeki çözeltilerinden ibarettir. Bu kimyasal
maddeler, suyun, kalıbın işsiz alanlarına yerleşmesine ve bir su
filmi haline gelmesine yardımcı olur.
Hazne suyunun kalıbın ömrü üzerinde çok büyük etkisi vardır.
Kalıbın işsiz alanlarının devamlı suya karşı ilgi duyması hazne
suyunun uygun olarak hazırlanmasına bağlıdır. Bu da asitlik
derecesini (pH) kontrol etmekle mümkün olur. Bilindiği gibi bazı
maddeler "asit" ve bazı maddeler "alkali" olabilir. Sirke ve
limon, asitli maddelere; çamaşır sodası ise alkali maddelere
örnek gösterilir. Asit veya alkali özelliği taşımayan maddeler
ise "nötr" maddelerdir. Su nötr bir maddedir. Asit ve alkali
terimleri birbirinin tam karşıtıdır. Bunlar uygun oranlarda
karıştırıldıklarından birbirlerini nötralize ederler.
Tüm
asit maddelerin asit dereceleri aynı değildir. Bu farklılık pH
ölçeği üzerinde gösterilir. Nasıl ki sıcaklık ölçümleri için
termometre kullanılıyorsa, asit veya alkali değeri ölçümleri
içinde pH ölçeği kullanılır. Bu ölçek 0 -14 arasındaki sayıları
gösterir. Su nötr olduğu için, bu ölçeğin tam ortasında yer alır
ve suyun pH değeri 7 dir. Bu noktanın üstündeki sayılar alkali
maddelere, altındaki sayılarda asit maddelere aittir. Mesela, pH
değeri 2 olan herhangi bir maddenin asidik olduğu ortadadır.
PH
ölçeği bir logaritmik ölçektir. Yani pH değerindeki l birimlik
bir değişiklik asitlik veya alkalilikte 10 kat, 2 birimlik bir
değişiklik 100 kat değişmeyi gösterir. Öyleyse pH'ı 4 olan bir
madde pH'ı 5 olan bir maddeden 10 kat ve pH'ı 6 olan bir
maddeden de 100 kat daha asidiktir.
Bilindiği gibi Ofset baskı, su ve mürekkep ilişkisine
dayanmaktadır. Ofset baskıda suyun PH derecesi yani su sertliği
burada (P) yoğunluğu, (H) hidrojen moleküllerini ifade eder.
Ofset baskıda en ideal su sertliği yani PH 4.8 - 5,6 arasında
olmasıdır. Suyun bu sertlik derecelerinden aşırı derecede
sapması halinde örneğin 3 olması suyu asidik yapacağından
kalıbın emülsiyonunda bozulmalar görülecek ve baskıya devam
edilmesi halinde kalıbın tamamen silinmesi söz konusu olacaktır
ki; buna kalıp uçması denir.
Bu duruma
sebebiyet veren unsurlar ise;
1. Fazla tirajlı işlerde kâğıt
tozlarının su haznesine karışması. Çünkü kağıdın yapımında
kullanılan şap ve kağıdın ana malzemesi olan selüloz, asidik
özellik taşımaktadır.
2. Ofset yardımcı maddeleri üreten
firmalar tarafından hazırlanan hazne suyu yerine, çeşme suyu
tercih edilmesi, hazne suyunun asidik olmasına sebep olur. Çünkü
bu suların arıtma işlemleri sırasında kullanılan şap ve klor su
sertlik derecesini etkilemektedir. Karşılaşılan bir başka
sorunda suyun alkali yani bazik ortam yönünde bozulmasıdır.
Örneğin PH'ın 11 olması gibi. Bu durumda su sabunsu özellik
göstereceğinden baskıda kalıbı yeterli oranda suya
doyuramayacaktır. Bu durumda kalıbın iş dışında kalan yerleri
suyu tutması gerekirken yeterli derecede nemlenemeyince
mürekkebi kabul etmeye başlayacaktır ki buna ton tutma denir. 1.
PH değerinin bazik ortanım yönünde bozulması, 2. Suya herhangi
bir şekilde yağ karışması, 3. Su ve
mürekkep ayarının doğru yapılamaması, 4. Kalıbın baskıya
geçmeden önce üzerindeki zamk tabakasının bol suyla
temizlenmesinin unutulması gibi ihtimaller başlıca ton tutma
sebepleri olarak sayılabilir.
|
|
|
|
|
|